Mart ayı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Mart ayı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

30 Mart 2015 Pazartesi

Mart Ayı Farkındalığı


Belinay....İsmi gibi kendiside güzel Belinay....Bir çok kişiye göre çok şanslılar erken tanıyla Belinay çok iyi durumda...Tabiki annesi Çiğdem...Güldüklerinde yüzlerinde güller açan ana kız...Çiğdemin ağzından hikayeleriNe kadar güzel dileklerde bulunmuş Çiğdem....Hepsine bireden Aminnnnn :**

Belinay 28 haftalık, 1.140 gr, 37 cm olarak doğdu.Doğduktan 2 gün sonra ultrason çekildi ve beyinde bir kaç noktada boşluklar olduğu söylendi. Anne karnındayken oksijensiz kaldığını düşünüyoruz. Kızkardeşim doktor olduğu için ileride olabileceklerle ilgili bilgilendirdi ama bu kadar zor bir süreç olabileceğini düşünememiştim. Belinay 33 gün küvezde kaldı, günde iki kere onu görmeye giderdik. 1.360 gr. olduğunda eve çıkmasına izin verdiler. O günlerde Belinay'a giydirdiğimiz kıyafetleri Belinay şimdi oyuncak bebeklerine giydiriyor. 1,5 yaşında fizik tedaviye başladık. Belinay şimdi 7 yaşında ve hala fizik tedaviye devam ediyor.Serebral palsiyi ilk öğrendiğimizde her ailenin yaşadığı gibi biz de ilk başta "neden ben", sorularıyla kendimizle savaş verdik. Sonraki süreçte kabullenme evresi başladı. Bu sefer sorular " çocuğum için neler yapabilirim" oldu.Serebral palsinin tek tedavisi fizik tedavi, ama devletin verdiği haftalık 2 seans hiçbir şekilde yeterli olmuyordu,özel olarak da fizik tedavi aldırıyorduk. Hala aynı şekilde devam ediyoruz Konu çocuk olunca her türlü tedaviyi deniyorsunuz. Refleksoloji,yüzme tedavisi, atla terapi,suit terapi....Hepsini yaptırıyoruz. Her birinin kasları çalıştırma şekli farklı... Yüzme tedavisi için her yıl Alanya' ya gidip 3 ay kalıyoruz. Ankara da her hafta sonu at binmeye gidiyoruz.Belinay, 5 yaşına geldiğinde anasınıfı arayışına girdik, Ankara da bir çok özel anasınıfı ,zihinsel gelişimi yaşıtları ile aynı olmasına rağmen yürüme engeli olduğu için kabul etmediler. Çok üzülüyordum. Ben bu kadar çok üzülüyorken,arkadaşlarından biri yüremesi ,ayağındaki cihazlarla ilgili birşey söyşerlerse ve üzülürse diye tedirgin oluyordum. Çünkü Belinay'ın fiziksel gelişiminin yanında psikolojisi de bizim için çok önemliydi. Belinay'ı asla toplumdan soyutlamadık. Parklarda iki elinden tutarak çocukların arkasından yürütüyordum. Her zaman mutlu bir çocuktu ve Kendini mutlu hissedebileceği bir okul olmalıydı diye düşünürken Gökkuşağı ilköğretim okulunu öğrendik,hemen anasınıfına başladık. Her sınıfta toplam 15 kişi var.3 öğrenci serebral palsili...Düşünsenize hem kendisi gibi engelli çocuklar hem de engelli olmayan çocuklarla birarada okuyacak diye çok sevindim. Ve okulda hem kızımın hem de benim hayatım değişti. Belinay şimdi 1. Sınıfa gidiyor, okumayı ilk öğrenen çocuklardan.Sınıfta kendi başına yürüdüğünde arkadaşları "Belinay"diyerek tempo tutuyorlar.Bana gelince Serçevle tanıştım. Aynı kaderi paylaşan ve engelli çocuklar için mücadele eden insanlar tanıdım.Ben de bu annelerle beraber omuz omuza çalışmalıyım dedim. Çünkü bu anneler tırnaklarıyla kazıyarak çok büyük işler başarmışlardı. Şimdi hem kendi çocuğum hem de diğer çocuklarımız için ben de Serçev de çalışıyorum.Serçev Atölyesini kurduk. Okulda çocuklarının ihtiyaçları için bekleyen annelerin el emeği ile yaptığı ürünleri hem internet üzerinden hem de Avm lerde stant açarak satıyoruz. Elde edilen gelirlede ihtiyacı olan çocuğumuza tekerlekli sandalye alıyoruz.Serebral palsiyle yeni tanışan annelere bazı tavsiyelerim olacak:1- Hastalığı öğrendikleri andan itibaren annenin psikolojik destek alması gerektiğine inanıyorum,annenin ruh sağlığı ne kadar iyi olursa çocuk o kadar hızlı ilerliyor2- çocuğunuzu toplumdan asla soyutlamayın. Çocuk parkına götürün,ayaklarındaki cihazları giydirdiğinizde pantalonla kapatmak zorunda hissetmeyin,siz utanmazsanız o da utanmayacaktır.3- çocuğunuza karşı her zaman açık olun,doğruları söyleyin. Belinay'a şimdi bir çocuk neden yürüyemiyor diye sorduğunda benim cevap vermeme gerek kalmadan Belinay cevaplıyor" çünkü ben serebral palsi hastasıyım,yürüyebilmek için fizik tedavi görüyorum" diyor4-çocuğunuzun hakkını sonuna kadar arayın. Belinay tiyatroyu çok seviyor ve oyuncu olmak istiyor. Bu yıl Ankaradaki iki ünlü ismin adıyla açılmış kültür merkezlerini aradım. Biri yürüyemediği için bazı çalışmalara katılamaz dedi,kibarca reddetti. İkincisi daha acı bir şekilde reddetti: belli bir gelir seviyesinin üstündeki ailelerin çocuklarının geldiğini ve sınıfta bir engelli çocuk olduğunu duyduklarında kendi çocuklarını sınıftan alabileceklerini ve maddi olarak sıkıntı yaşayabileceklerini söyledi.Başbakanlığa şikayet ettim. Bir tanesi arayıp özür diledi; fiziki koşullarını engellilere göre ayarlamak için tadilata girdiklerini söylediler. Zorlu bir yolda Belinay,babası ve ben küçük küçük adımlarla yürüyoruz. İyi ki Belinay bizim kızımız olmuş.Umarım Türkiyede engellilere sağlanan hakların Avrupa standartlarına ulaştığını görürüz.

14 Mart 2015 Cumartesi

Özel Anneler


Cimcime Özüm ün annesi Işıl....
İsimleri gibi ışıl ışıllar....
Onların hikayesi biraz daha farklı bizimkilerden onların normal giderken her şeyleri birden sarpa sarmış...Ama yıkılmadan öyle güzel toparlanmışlar ki hayran kalmamak elde değil....
Şimdi annemiz Işıl ın kaleminden okuyalım ....

Merhaba, 15.10.2005 yılında kızım Özüm Yönter 34 haftalık dünyaya geldi. herşey çok yolundaydı sıra dışı hiç birşey yoktu. 1.5 yaşına geldiğinde aksayan birseyler olduğunu düşünmeye başladık.Ve ilk nörolog tecrübemiz böyle başladı. Meger O zamana kadar Kendimizi hep" Erken doğdu, yasıtlarını yakalaması biraz zaman alacak" diye oyalamisiz. 3 yaşına kadar beş altı kelimeli cümleler kuruyor, bağımsız olmasa da elinden tuttuğumuzda yürüyor,  duvarlardan tutunarak evin içinde geziniyordu. Çok umutluyduk Özüm ' cuk yapardı.Ama ne yazikki geçen zaman bizim aleyhimize işledi. Boyunun uzamasıyla birlikte yerçekimine direnç  de sıkıntılar olmaya başladı. Bir de tremorlarımiz yani istemsiz titreyen el kol ve bacaklar işin içine girince yaptiklarimizi yapamaz duruma geldik. Ve böylece Serebral Palsy ile tanıştık. Önce reddettik bu durumu,  kabullenmek istemedik daha doğrusu konduramadik.  Sonra neden biz diye sorgulamaya başladık. Ne yazık ki bir  suçlu aramaya çalıştık. Neyseki bir kaç ay içerisinde kendimize geldik ve aile içinde bir görev dağılımı yaptık. Özel Eğitim,  sosyalleşme, öz bakım becerilerinin kazanımı ile başlayıp cevremizin dahi bilinclendirilmesi ile devam eden upuzun bir listemiz ve almamız gereken cok yolumuz vardi.Iste  tam da bu noktada Serçev ile "yollarimiz" kesisti.Evimize geldiler kızımızın okula gidebilmesi için  girişimde bulundular, bu yolda yalnız olmadığımızı yasadiklarimizin yalnizca bizim basimiza gelmedigini gördük. Birlikten kuvvet doğacagini biz güçlü olursak evlatlarımizında guclenecegini farkettik.  Artık kocaman bir aileyiz.Birbirimizi çok iyi anlıyoruz. Hayattan beklentilerimiz çok benzer.Ve hepimiz bu yolda çocuklarımız icin omuz omuza yürüyoruz. Farkındalık yaratmak istiyoruz.
Özüm 9 yaşında ben 41 yaşımdayım. Kuzucum 2.sinifa gidiyor o kadar heyecanlıyım ki çalışan bir anne olmama rağmen okulumuzdaki hiç bir özel günü  kaçırmiyorum.  Prenses  henüz konuşmuyor ama 1.sinifa gore kendini çok daha  iyi ifade ediyor.  yürüyemiyor da ama o da olacak.Özum'cuk  Bize Allah'ın bir hediyesi..O kadar çok şey öğrendik ki ondan..Ve artık biliyoruz "neden biz" sorusunun cevabını.  Çünkü Özüm bizi seçti ve bu seçimiyle bizi onurlandirdi...

3 Mart 2015 Salı

Mart Ayı Farkındalığı


Annelerimizden Seher...
Onun oğlu Efe, çocuğuna kendisini adamış bir anne, bu aralar kay-naş-tır-ma ile başı dertde...
Bizden çok önce onun yaşadıklarından hepimizin payına düşen çok. Yeni bloğu http://www.kolayca.org/  yaşadıkları altın değerinde....
Şimdi kendi kaleminden hikayeleri....


Serebral palsili bir oğlum var. Oğlum şimdi 16 yaşında ve 10.sınıfa gidiyor. Size hem benim nasıl değiştiğimi ve hem de serebral palsi aileye katıldığında hayatı nasıl kendimize adapte ettiğimizi anlatmaya çalışayım.Aslında bizim gibi serebral palsi ile yaşayan ailelerin, hepimizin birer hikayesi var. Geçen bunca zaman içinde ben de çok değişik roller üstlendim. Hiç aklımda yokken bir sivil toplum kuruluşu olan SERÇEV'de gönüllü çalışıp çocuklarımızın hak arayışlarına dahil oldum. Sadece bir öğretmen idim. Değişik yöntemler öğrenerek yetenekli ve çözüm odaklı bir öğretmen oldum.Hepimiz serebral palsiyle yaşarken hayatın değişik alanlarında ortak sorunlarla uğraşıyoruz. Evde, okulda, ulaşımda, toplum içerisinde hep aynı hikayenin farklı yönlerini yaşıyoruz. Çözümleri de hep kendi ailemize ve kendi çevremize özgü olacak şekilde yaratıyoruz. Maalesef sorularımıza bizi bekleyen hazır çözümler yok, her dakika bize, bizim sorumuza yanıt verecek bir çözüm bulmak gerekiyor.Bizim sorularımız, çocuklarımızın pek çoğuna teşhisin konulduğu doğum ve bunu takip eden ilk haftalarda başlamıştı.Çocuğa tanının konulması ve ailenin serebral palsi ile tanışması en zor dönem olarak yaşanıyor genelde. Bu dönemde aile bir “serebral palsi “ olgusu ile yüzleşiyor ama, bunun çocuğu hangi seviyede etkileyeceği bir-iki yıl geçmeden net olarak belirlenemediğinden, ailenin yeni yapısı da şekillenemiyor. Çocuğun serebral palsi tanısı konduğunda anne babanın ilk ve en önemli destekçisi “büyük aile” olarak ortaya çıkıyor.Bu erken dönemde terapi ve eğitim en iyi sonuçları verebiliyor. Gözle görülür değişiklikler kaydedilebiliyor. Tabii çocuktaki hem fiziksel hem mental gelişimin hızlı olduğu bir dönem olması çok önemli bir etken. Genelde ailelerin çocuklarına satın alabildikleri kadar terapiyi, çocuklarına vermek istedikleri ve adeta çocuklarını çalışma kampına soktukları dönemdir. Bizde oğlum 6 aylıkken başlayıp hatta iyi bir terapi merkezi bulmak için şehir bile değiştirip ,3 ayda bir paket program denilen yoğun terapi programlarına giderdik. Daha sonra Ankara’da bulunan bu merkeze yakın olup daha çok terapi alabilmek için taşındik. Bizim gibi pek çok aile erken çocukluk dönemlerinde evlerini taşımışlar hatta bazı aileler bölünmek zorunda kalmıştı.Serebral palsinin ailelere getirdiği değişikliklerden en önemlisi karmaşık planlama ihtiyaçlarıdır.Erken dönemden başlayarak çocuğunuzun belli aralıklarla bir çocuk doktoruna, bir ortopediste, bir fizik tedavi doktoruna, bir pediatrik ortodontiste, göz doktoruna, ürolog ,audiolog ve daha pek çeşitli doktorlara görünmesi gerekebilir. Karmaşık sorunların birincisi doktor seçimidir. Bu doktorlardan olumlu sonuçlar alabilmek için CP alanında tecrübeli olanları seçmek istersiniz. İşte o zaman CP ile yaşamanın ne kadar pahalı olduğunu anlarsınız. Bu doktorların hemen herbiri, bir diğerinin ilgi alanındaki konuları gözetmeksizin tavsiyelerde bulunur, hayatına yön vermeye çalışır. Hepsinin her dediğini yapmak imkansız iken, size bu karmaşada orta yolu çizebilecek , eğitimli birisini ararsınız, …. Bulamazsınız. Bu doktorlar / terapistler ekibinin gurup başı olarak; ağırlıkları tartmaya ve önemli ile az önemliyi ayırt etmeye tek bir aday vardır, çocuğun ailesi.Bu dönemde günlük hayatı planlamak çok önemli. Baba ailenin gelirini temin etmek için işe gitmek zorundadır, hafta sonları belki annenin evde yaptığı terapinin yükünü üstlenebilir. Bazı anneler bu dönemde çocuğunun ihtiyaçlarını karşılayacak bir bakıcı bularak, bakıcının ücretini karşılamak için çalışmayı, bazı anneler ise çocuğunun ihtiyaçlarını karşılamak için evde kalmayı seçebiliyor. İşte bu dönemde ikiz hayat başlıyor ve annenin öngörülmemiş bir çok rolleri üstlendiğini görüyoruz.​Pek çok anne-baba, çocuklarının ihtiyacı olan fizyoterapi usullerini öğrenip evde günlük planın içine alıyor. Pek çok aile, erken dönemde ne kadar çok terapi yaparsa o kadar çabuk yol katedileceğini zanneder. Belirlenen ilk hedef, çocuğun hayat kalitesini yükseltmek ve okul çağına kadar yapılabilecek her tür çalışmayı yapıp en iyi gelişmeyi yakalayıp okula başlatmaktır. Bu arada bizim gibi günde 3-4 saatlerini evde fizyoterapi , eğitim yada konuşma terapisine ayıran ailelere de çok rastlanır. Bu dönemde terapi uğruna sosyalleşmeyi de kısıtlamamak gerekir çünkü çocuk sosyalleşerek de akranlarından ve yakın çevresinden çok şey öğrenir.Çocukluk dönemi boyunca ailelere en yakın olup yol gösterenler doktorlar ve düzenli görülen fizyoterapistler iken, okul döneminde asıl destek öğretmenlerden beklenmektedir.Okula başladıktan sonra çocuğumuz ile birlikte çalışan kişi sayısı artıyor aileler için zaman planlaması ve koordinasyon önem kazanıyor. Artık terapiye ayrılan zaman kaçınılmaz olarak azalıyor ve çocuğun akademik ihtiyaçları önem kazanıyor. Özellikle ilkokulda sınıf öğretmeninin çocuğu çok iyi tanıyıp onda bulunan kapasiteyi kullanacak bir eğitim programı oluşturması gerekiyor.Bu program, her öğrenciye göre değişiklik gösteren ve öğrencinin hayattaki başarıya yönlenmesindeki temel araç olan, Bireyselleştirilmiş Eğitim planıdır. Burada sınıf öğretmeninin aile ile beraber çalışması başarı için kilit noktadır. Ailenin de, çocuğunun terapi ve özel eğitim aldığı eğitim merkezindeki eğitmenleri ile sınıf öğretmeni arasındaki koordinasyonu sağlaması başarıyı arttırır.Aslında iyi bir öğretmen özel eğitim yöntemlerini öğrenince daha da iyi bir öğretmen olur. Sınıfındaki sadece özel gereksinimli olan öğrenciye değil tüm öğrencilerine daha yararlı olur.Her çocuk için yapılan analizler, ailesinin, fizyoterapistinin ve gerekiyorsa doktorlarının da katıldığı bir ortamda, çocuğun azami sayıda ders için müfredatı takip edebilmesine yönelik olarak hazırlanmalıdır.Bu aşamada aileler en kısıtlı kaynağın zaman olduğunun farkına varırlar. Günlük hayat giderek daha fazla oranda planlamaya ihtiyaç göstermeye başlar. Şöyle; diyelim, bir arabanız var. Onu çok seviyorsunuz. Ama bir kusuru var çok yavaş hareket ediyor. Ne kadar gaza basarsanız basın istediğiniz hızda gitmiyor. O ağır gidiyor ama, hayat çok hızlı.İşte çocuklarımız da böyle, size yavaşlamayı öğretiyor… Sabredeceksiniz. İlk hareketi ondan bekleyeceksiniz. İlk hareketi ondan beklemezseniz hiç öğrenemez. Örneğin sabahları okul için hazırlanıyorsunuz. Sabah yapılacak bir sürü şey var; giyinmek, kahvaltı etmek, diş fırçalamak, lavaboya uğramak hepsi yapılacak ve okula gitmek için servise yetişilecek. Eğer sabırsızlık gösterip de onun yavaş da olsa yapabildiği hareketleri ondan beklemeyip hızlıca kendiniz onun için yaparsanız, karşıdan bakıldığında paketleme yapar gibi görünüyorsunuz. Size zaman kazandıran bu acelecilik onun için hiç faydalı değildir. Tam aksine “annem benim için yapıyor nasılsa” deyip, yapabileceği işleri de size terk eder. Hayatı planlamak ve çocuğun hızına göre yaşamak. Bunu yapabilen madalyayı hak eder..
Çocuklarımızın yaşamın her alanında ihtiyaçları var, bu ihtiyaçlar sürekli ve dikkatli planlamayı, etkili değerlendirmeyi ve doğru yönlendirmeyi gerektiriyor.Bütün gayretlerde asıl hedef; ailelerin ve serebral palsili çocukların birey olarak, mutlu bir yaşam sürdürebilmesidir. Bu hedef belirlendikten sonra her ailenin kendine göre bir yol çizmesi gerekir.

2 Mart 2015 Pazartesi

Mart Ayı Serebral Farkındalık Ayı




Mart ayı serebral palsi farkındalık ayı....

Daha öncede farkındalık adına diğer ailelere engelli bireyleri yolda görünce neler yapmaları gerektiğini bizim neler karşılaştığımızı anlatan bir yazı yazmıştım.

Bu seferde serebral palsili çocuğu olan annelerle anne bebek dergisinin farkındalık adına yaptığı röportajları yayınlıycam. Siz bunların tümüne anne bebek dergisinin mart sayısından ulaşabilirsiniz.

İlk olarak SERÇEV Derneğinin başkanı Sinem hanımınki ... 3 tane özel çocukla bizler eline su dökemeyiz. Üstelik çocuklarına rağmen diğer çocuklar içinde canla başla çalışan bir anne... Ben değil BİZ demeyi bilen bize öğreten...

SERÇEV derneği ne zamandan beri faaliyette?

Derneğimiz 2002 yılında Ankara'da serebralpalsili çocuk sahibi aileler tarafından kurulmuş ve 13 senedir serepralpalsili çocuklarımızın eğitimde, sağlıkta, sosyal hayatta, istihdamda yaşadıkları sorunlara çözüm olmak için faaliyetlerini sürdürmektedir. Serepralpalsi ülkemizde de henüz bilinmeyen fakat 600.000 bin bireyi etkileyen çoklu bir engel grubu, biz sadece bir alanda mücadele vermiyoruz, çocuklarımızın yaşam kalitelerini yükseltmek için birçok alanda  mücadele veriyoruz. Şunda hatırlatmak isterim ki, ülkemizin ilk uzay mühendisi serebralpalsili bir arkadaşımız, aile bilinçli olursa ve çocuğunun tedavisine erken başlarsa akranlarını yakalama oranı fazla,  tabi bazı ek sağlık problemleri olduğunda ise farklı tedavi yöntemleri ekleniyor , bu tedavi yöntemlerinin başarısı da  işin uzmanların ortak çalışmasıyla sağlanıyor. 
Dernek de görev aldığınızdan beri Serebral Palsi’li çocuklarda ve ailelerinde gördüğünüz psikolojik problemler neler oldu?


Maalesef serebralpalsi,maddi olarak aileleri çok yıpranmasına sebep olan bir durum, çocuğunun bağımsız edinimlerinin kazanılması için fizik tedavi gerekli , özel eğitim gerekli , konuşma , görme , duyu ve bütünleme tedavisi gerekli ayrıca çocukların spastitesinin azalması için dışarıdan gerekli müdahalelerin yapılması lazım , bu sureçte aile hem maddi hem manevi çöküş yaşıyor birde  kendine ve çevresine verdiği mücadelede ayrıca yıpratıcı bir süreç, serebralpalsi ile yaşamını sürdüren bireyin ailesinin verdiği mücadeleyi umutla sürdürmesi için çevresindeki herkesin bireye ve aileye sahip çıkması gerekir, özellikle en yakin birinci dereceden yakin akrabaların desteğine çok ihtiyaç vardır, çocuğunun durumunu  kabul etmiş, mutlu aile her engele rağmen kendi ile barışık ayaklarının üstünde duran başarılı serebralpalsili bireyler demektir.
Ailelerin bu süreçteki yaklaşımları nasıl oluyor?



Her ailenin kendi yasam standartlarına göre adaptasyon suresi farklılaşabiliyor, ilk tanılama yapan doktorun serebralpalsi tanımlaması çok önemli eğer ilk değerlendirme yapan hekim aileye bu çocuktan hiçbirşey beklemeyin derse  aile çocuğu bir köşeye yastık gibi koyar ve belki akranlarını kısa sürede yakalayacak bir çocuğun yatağa mahkum yaşamasını  sağlar ama hekim düzenli tedavilerin çocuğun yaşam kalitesinin artması için gerekli olduğunu ve başarı hikayelerini anlatırsa,  ailede  ben çocuğumla herşeyi yapacağım ve bu işi başaracağım der ve yapılması gereken ne var ise yapar ve başarı oranı artar.O yüzden ailelerimize çok iş düşüyor ,çocuğumuzu yapamadıklarıyla  kabul edip yapamadıklarını  yapabilirliğe dönüştüre bilirlerse çocuklarına en büyük iyiliği yapmış olurlar.
Siz de üçüzlerinizle birlikte bu süreci yaşıyorsunuz, deneyimlerinizi, notlarınızı paylaşır mısınız? Sizin ilk tepkileriniz, yaklaşımlarınız neler oldu?
Ücüzlerim 17 yaşındalar ve şöyle geriye baktığımda verdiğim her mücadelenin sonucunu başarılı bir şekilde aldığımızı görüyorum ,doğduklarında avuç içi kadar olan çocuklarım şimdi lise öğrencileri, ilk zamanları düşündüğüm de bugünleri hayal edemezdim yalnız o zamanlar tüm ailem bana inanılmaz destekti ve çocuklarımın her zor anında yanımda oldular ve  hep Allah'ım karşıma doğru insanları çıkardı,  serebralpalsi ile ilgili çok ama çok araştırma yaptım ve en önemlisi zekalarının  geliştikçe fiziklerinin de daha geliştiğini öğrendim ve ekip çalışmasıyla üçü de gelebilecekleri en iyi noktaya  geldiler .Maalesef ülkemizde sistem engelli bireylerimizi daha yeni kabul etmeye başladı, bizden önceki engelli ailelerinin  önümüzde açtığı yolları biz her alan da dahada geliştirmeye çalışıyoruz, örneğin bizden önce çocuklarımızın  eğitimi özel eğitim okulların daymış,biz çocuklarımızın akranlarıyla okuduğunda daha başarılı olduklarına inandık ve Serçev aileleri olarak ilklerin olduğu ülkemizin ilk ve tek tersine kaynaştırma okul öncesi,ilköğretim ve ortaöğretim okulunun yapılmasını sağladık, simdi bizim hedefimiz liseyi ve sonrası  üniversiteyi bitirip akranlarıyla aynı haklara sahip olmalarını sağlamak.Serçev hakkında daha detaylı bilgi almak isteyenlerwww.sercev.org.tr adresine girebilirler.
Dernekteki göreviniz üçüzlerinizden önce mi başlamıştı?
Hayır , derneğin kurulması ve bu çalışmaların yapılması üçüzlerim ve diğer serebralpalsili  çocuklarımız sayesinde başladı, çok isterdim bu yaşanılanlar yaşanılmadan gönüllü çalışmayı fakat yaşayınca tek başımıza değil birçok arkadaşımla beraber bir yolda yürümek ve çocuklarımızın haklarını savunarak bir adım daha atılmasını sağlamaktan çok mutlu oluyorum